Şema nedir?
Bazı şeyler hayatımızda tekrar eder. Farklı ilişkilerde benzer kırılganlıklar, benzer durumlarda aynı düşünceler, tanıdık bir çaresizlik hissi. Zaman geçse de bu döngülerin sürmesi çoğu insana “bende bir sorun mu var?” dedirtir.
Şema terapi bu döngülere erken dönem uyum bozucu şema (kısaca şema) der. Şema; kendimize ve başkalarıyla ilişkilerimize dair, çocuklukta ya da ergenlikte oluşup yaşam boyu üzerine eklenen geniş ve kapsayıcı bir örüntüdür.
Şemayı yalnızca bir “düşünce kalıbı” olarak düşünmemek önemli. İçinde anılar, duygular, düşünceler ve bedensel duyumlar birlikte yer alır. Bu yüzden bir şema tetiklendiğinde önce “fark etmeyiz”, çoğu zaman doğrudan hissederiz.
İkinci önemli nokta: şemalar başlangıçta çocuğun içinde bulunduğu ortamın oldukça gerçekçi bir temsilidir. Yani bir zamanlar isabetliydiler. Sorun, koşullar değiştikten sonra da aynı örüntünün devrede kalmasından doğar. Şema terapi bunu güzel bir şekilde ifade eder: şemalar tutarlılık arayışımızın bir parçası olarak hayatta kalmak için “direnir”.
Şemalar ayrıca boyutsaldır; yani hepsi aynı şiddette değildir. Bir şema ne kadar güçlüyse onu tetikleyen durum sayısı o kadar artar ve tetiklendiğinde ortaya çıkan duygu o kadar yoğun ve uzun sürer.
Şemalar nasıl oluşur?
Şema terapinin temel görüşü şu: şemalar, çocuklukta karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlardan doğar. Modelde beş temel duygusal ihtiyaç tanımlanır:
- Güvenli bağlanma: güvenlik, istikrar, şefkatle bakılma, kabul görme ve aidiyet
- Özerklik, yeterlik ve kimlik duygusu: yaşına uygun şeyleri kendi başına yapabilmek, kendisi hakkında gerçekçi geri bildirim alabilmek
- Geçerli ihtiyaç ve duyguları ifade edebilme özgürlüğü
- Kendiliğindenlik ve oyun: kendini ortaya koyabilmek, hayattan keyif alabilmek
- Gerçekçi sınırlar ve öz-denetim
Bu ihtiyaçlar herkeste vardır; şiddeti kişiden kişiye değişir. Ve dikkat çekici bir ayrıntı: ihtiyaçların çok az karşılanması kadar aşırı karşılanması da şema gelişimine zemin hazırlayabilir.
Mizacın rolü
Şemalar yalnızca çevrenin ürünü değildir. Doğuştan gelen mizaç da belirleyicidir. Kaygılı–sakin, çekingen–sosyal, edilgen–saldırgan gibi boyutlarda her insanın kendine özgü bir bileşimi var ve bu bileşim iki şeyi etkiler: çocuğun hangi deneyimlerle karşılaşacağını, ve aynı deneyime nasıl tepki vereceğini.
Aynı şekilde reddedilen iki çocuktan biri içine kapanabilir, diğeri dışarıda başka bağlar kurabilir. Bu yüzden benzer aile ortamlarından çok farklı örüntülerle çıkan kardeşler görürüz.
Yine de erken ortamın çok destekleyici ya da çok örseleyici olması, mizacı önemli ölçüde geride bırakabilir.
Beş şema alanı
Modelde 18 şema, karşılanmayan ihtiyaç türüne göre beş geniş alanda gruplanır. Alanlar kabaca şu temalar etrafında toplanır:
- Kopukluk ve reddedilme: güvenli, doyurucu bağlar kurulamayacağı beklentisi; istikrar, güvenlik, şefkat, sevgi ve aidiyet ihtiyacının karşılanmayacağı duygusu
- Zedelenmiş özerklik ve kendini ortaya koyma: bağımsız işlev görme, yeterlik ve kimliğe dair zorlanmalar
- Zedelenmiş sınırlar: karşılıklılık, öz-denetim ve gerçekçi sınırlarla ilgili güçlükler
- Başkalarına yönelimlilik: onay görmek, bağı korumak ya da olumsuz bir tepkiden kaçınmak için kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak
- Aşırı tetikte olma ve baskılama: duyguları ve dürtüleri bastırmak, katı iç kurallar ve yüksek standartlarla yaşamak
Bu alanlar tanı etiketi değildir. Zorlanmanın hangi ihtiyaç etrafında toplandığını anlamaya yardımcı olan bir haritadır.
Zorlandığımızda ne yaparız? Üç baş etme biçimi
Bir şema tetiklendiğinde bu, o kişi için bir tehdit anlamına gelir: hem karşılanmamış bir ihtiyaca dokunulmuştur hem de ortaya çıkan duygu yoğundur. Canlıların tehdide verdiği üç temel yanıt vardır (savaş, kaç, donakal) ve şema terapideki üç baş etme biçimi tam olarak bunlara karşılık gelir:
- Teslim olma (donakal). Kişi şemaya boyun eğer; onunla savaşmaz, ondan kaçmaz. Şemanın doğru olduğunu kabul eder, acısını doğrudan ve yoğun biçimde yaşar ve farkında olmadan şemayı doğrulayan biçimde davranır. Böylece yetişkinlikte, şemayı oluşturan çocukluk deneyimini tekrar tekrar yaşamaya devam eder.
- Kaçınma (kaç). Kişi hayatını şema hiç tetiklenmeyecek şekilde düzenlemeye çalışır. Şemayı düşünmekten, onu hatırlatan durumlardan ve uyandırdığı duygudan uzaklaşır. Duygu yüzeye çıktığında refleks olarak geri bastırılır. Bu kaçınma bazen bütün bir yaşam alanının (yakın ilişkiler ya da iş hedefleri gibi) dışında kalmakla sonuçlanır.
- Aşırı telafi (savaş). Kişi şemanın tam tersi doğruymuş gibi düşünür, hisseder ve davranır. Kendini değersiz hissettiyse kusursuz olmaya, boyun eğdirildiyse hiç kimseye boyun eğmemeye çalışır. Yüzeyde kendinden emin görünür; altta ise şemanın basıncı sürer.
Burada iki ayrıntı önemli.
Birincisi: Bu biçimler çocuklukta genellikle işe yarayan ve o koşullarda sağlıklı sayılabilecek hayatta kalma yollarıdır. Sorun, koşullar değiştikten ve kişinin daha iyi seçenekleri olduktan sonra da sürmeleridir. Sürdükçe de şemayı besler; buna şema sürdürme denir.
İkincisi: Baş etme biçimi şemanın kendisine ait bir özellik değildir. Aynı şemayla üç ayrı kişi bambaşka, hatta tam zıt yollarla baş edebilir. Örneğin kusurluluk şeması olan biri eleştirel yakınlıklar seçebilir, ikincisi kimseyle yakınlaşmaktan kaçınabilir, üçüncüsü de başkalarına üstten ve eleştirel yaklaşabilir. Şema aynıdır; baş etme yolu farklıdır.
Bir de terminolojiye dair ince bir ayrım var: baş etme biçimi yerleşik bir eğilimdir (bir özellik gibi), baş etme tepkisi ise belirli bir andaki somut davranıştır (bir durum gibi). Terk edilme şeması tetiklendiğinde hep uzaklaşan biri için kaçınma bir biçim; sevgilisiyle tartıştığı akşam içmeye başlaması ise o ana ait bir tepkidir.
Modlar: içimizdeki farklı sesler
Hepimiz gün içinde farklı ruh hâlleri arasında geçiş yaparız. Şema terapi bu anlık hâllere mod der: belirli bir anda etkin olan şemalar ve baş etme tepkileri. Modeldeki temel mod grupları şöyledir:
- Çocuk modları: Korunmasız Çocuk (korku, yalnızlık, çaresizlik), Öfkeli Çocuk (karşılanmayan ihtiyaca duyulan öfke), Dürtüsel/Disiplinsiz Çocuk ve ihtiyaçları karşılandığında ortaya çıkan Mutlu Çocuk
- Uyum bozucu baş etme modları: Uyumlu Teslimci, Kopuk Korungan ve Aşırı Telafi Edici; yani üç baş etme biçiminin mod hâlleri
- İşlevsiz ebeveyn modları: Cezalandırıcı Ebeveyn ve Talepkâr Ebeveyn; yani içselleştirilmiş eleştirel ya da sürekli daha fazlasını isteyen ses
- Sağlıklı Yetişkin: süreçte güçlendirmeye çalıştığımız mod; diğer modları yatıştırabilen, ihtiyaçlarını fark edip karşılayabilen yan
Baş etme modlarının önemli bir yan etkisi var: kişi bu modlardayken acı verici duygulara olduğu kadar olumlu duygulara da erişemez. Kopuk Korungan modda geçirilen zaman, hem korunma sağlar hem de hayatı soluklaştırır.
Şema terapi süreci nasıl ilerler?
Süreç bir “arıza bulup düzeltme” işi değildir. Model iki geniş aşamadan oluşur.
Değerlendirme ve eğitim aşaması. Şemaların tanınması, çocukluk ve ergenlikteki kökenlerinin anlaşılması ve bunların bugünkü zorlanmalarla ilişkisinin kurulması. Bu aşamada kişi kendi baş etme biçimlerini fark etmeye ve bu biçimlerin şemayı nasıl beslediğini görmeye başlar. Yalnızca zihinsel olarak anlamak değil, duygusal olarak da deneyimlemek hedeflenir.
Değişim aşaması. Bilişsel, yaşantısal, davranışsal ve ilişkisel yolların birlikte kullanıldığı aşama:
- Bilişsel çalışma: şemanın lehine ve aleyhine kanıtların incelenmesi, siyah–beyaz düşünmenin yerine ara tonların fark edilmesi
- Yaşantısal çalışma: imgeleme ve sandalye çalışmaları gibi yöntemler. Buradaki amaç şemayla yalnızca akıl düzeyinde değil, duygu düzeyinde de çalışmaktır. Çünkü çoğu kişi bir noktada şunu söyler: “Mantıken doğru olmadığını anlıyorum ama hâlâ öyle hissediyorum.”
- Davranışsal örüntü kırma: fark edilen örüntülerin gündelik hayatta yeni tepkilerle denenmesi
- Terapi ilişkisi: şema terapinin ayırt edici iki unsuru burada devreye girer: sınırlı yeniden ebeveynlik (uygun terapötik sınırlar içinde, karşılanmamış çocukluk ihtiyaçlarına kısmen karşılık verebilmek) ve empatik yüzleştirme (örüntüyü anlayışla karşılarken değişim ihtiyacını da dile getirebilmek)
Bütün bu yolların ortak hedefi tektir: kişinin temel duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için daha uyumlu yollar bulabilmesi. Şema terapide “iyileşme”, şemanın tümden yok olması değil; daha seyrek tetiklenmesi, tetiklendiğinde daha az yoğun ve daha kısa sürmesi, ve kişinin buna daha esnek biçimde karşılık verebilmesidir.
Kimler için uygun olabilir?
Şema terapi özellikle uzun süredir devam eden ve tekrar eden zorlanmalarda anlamlı bir çerçeve sunar. Süreklilik kazanmış çökkünlük ve kaygı hâlleri, özdeğerle ilgili zorlanmalar, ilişkilerde yinelenen örüntüler ya da “nedenini bilmiyorum ama hep aynı yere geliyorum” duygusu bunların arasında sayılabilir.
Nasıl ilerleneceği ve hangi konularla çalışılacağı kişiye göre değişir; en doğru cevap ilk görüşmelerde birlikte oluşur. Yaklaşımımı Yaklaşım bölümünde, çalıştığım konuları ise Çalışma Alanları’nda bulabilirsiniz.
Kaygının bu çerçevede nasıl ele alındığını kaygı yazısında, ilişkilerdeki tekrarları ise ilişki örüntüleri yazısında anlatıyorum. Baş etme biçimlerinin çocukluk anılarını nasıl hatırladığımızla ilişkisine ise tez çalışmamı anlattığım yazıda bakıyorum. Kaygının süreklilik kazanmış hâlini sürekli tetikte olma yazısında, panik atağı ise panik atak yazısında ele alıyorum.
Kaynaklar
- Young, J. E., Klosko, J. S. & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press.
- Farrell, J. M., Reiss, N. & Shaw, I. A. (2014). The Schema Therapy Clinician’s Guide. Wiley-Blackwell. doi:10.1002/9781118510018
